4 Ekim 2009 Pazar

Istanbul, Istanbul


Sabah erkenden hastanede isim vardi. Sabahin o guzel, serin mis gibi havasini icime cekerek Haydarpasa yokusunu tirmandim. Hastanede isimi bitirdikten sonra tekrar iskeleye inerken, soyle bir uzaktan insanlari gozlemledim. Herkesde bir kosusturma, normal yuruyen yok, kimi isine kosturuyor, kimi okuluna, kimileri de benim gibi hastaneye kosturuyor. Herkesde bir stres, issizlik, bunalim, para kazanamama, eve ekmek goturememe kaygisi. Gittigim hastane kalp hastanesiydi. Inanin o kadar kalabalikti ki hayret ettim. Stres insanlarin kalbini etkilemis, kalp hastasi yapmis, ne hallere getirmis. Bununla da kalmiyor hastanelerin psikiyatri servisleri dolup tasiyor. Insanlarin yuzu gulmuyor, bitkin, bezgin, yorgun. Bu yorgunluk cok is yapip da yorulma degil, hayatin yukunu tasimaktan yorulmus,yukun altinda ezilmis, omuzlar cokmus. Tek temennim insanlarin yuzunun gulmesi, mutlu olmalari...




Iskeleye inerken bir simit aldim, ne zamandir deniz kenerinda oturmamistim. Deniz bana huzur veriyor.



Iskeleyi boydan boya cay bahceleri kaplamis, cay vermekle kalsalar iyi, donerler, baliklar, tostlar, kahveler her sey var. Bir tanesine girdim elimde simidimle, bir de cay soyledim. Deniz kenarindaki bir masaya oturdum bir yandan simidimi yerken bir yandan da fotograf cekiyorum. Caylari da bayagi guzeldi, ben de en sevdigim ikiliyi yemenin mutlulugunu yasiyordum. (yalniz simidi yedikden sonra fotograf cekmek aklima geldi ancak o kadar kalmisti)


Bu sirada gecen vapurlar, denizi kopurterek gidiyorlar. Bu kopurmeler de denizdeki pislikleri kiyiya vuruyor ve o igrenc goruntuler ortaya cikiyor. Insanlar bu guzelim denizi neden kirletiyorlar anlamis degilim. Bizde cevre temizlik kulturu gelismemis, koskoca adamlar, kadinlar elindeki copleri yere atiyorlar. Ya bu bizim yolumuz, kaldirimimiz, bizim denizimiz nicin bir kac adim ilerdeki cop kutusuna degil de yere veya denize atiyoruz hic anlamis degilim. Gercekten Avrupa ve Amerika'da hic kimse yere cop atmiyor yollar piril piril ve evlerine ayakkabilarla giriyorlar (ben gittim, gordum) Vapurlarin gecerken yaptiklari dalgalar kiyiya getirdiklerine goruntuledim. Kagitlar, pet siseler, odun parcalari velhasil aradiginiz her sey...
Bu goruntlerin yorumunu size birakiyorum.


3 yorum:

  1. hastaneler şifa arayanlarla dolu ALLAH SİZEDE şifa versin her ne hastalığınız varsa
    çay simit bende çok severim ama ikisindende mahrumum artık
    keşke bu son görüntüler hiç olmasa keşke evimiz gibi heryeri temiztutsak heryere saygı duysak ve hiç bir güzellik kirlenmese
    keşke

    YanıtlaSil
  2. Nursen Hanım Merhaba,
    Ben Betül Arslancan. Eşim Özgür ve ben Birgi'nin ortaokul/lise'den çok eski arkadaşıyız...Geçen sene Amerika'da Pınar'la tanıştık. Alara henüz karnındaydı :)

    Sizin blogunuzu Pınar'ın facebook sayfasında gördüm...Arkadaşlarıma tavsiye edeceğim...Çünkü tam anne usülü harika tarifler var...

    Siz de benim blog'uma gelirseniz (http://betularslancan.blogspot.com) çok mutlu olurum...

    Sevgiler, Selamlar

    Betül Arslancan

    YanıtlaSil
  3. Betul merhaba
    Internette bile olsa tanistigimiza cok sevindim. Blogunuza girdim cok begendim. Ozellikle siirleri. Siz de kitap okumayi cok seviyorsunuz. Ben de klasiklere merak sardim, yillarca once okuduklarimi tekrar okuyorum(cunku unutmusum) Sizin blogunuzu takip edecegim. Sevgiler

    YanıtlaSil

Yorum yazin!